Rüyalarına
gülsuyu yağan bir adam benim dostum.
İdeallerimiz
elele verdiği günden beri de kardeşim. Bulutlarında akıncıların at koşturduğu
sohbetlerimizde acımız, neşemiz, hüznümüz ve ümitlerimiz vuslata eriyor.
Gözbebeklerimiz
arasındaki sevgi ırmağı, damarlarımızdaki kan kadar asil...
Bir
gün...
Beraber
doğrulacağız yerimizden...
Ve
haykıracağız... Daha vakit var O da benim gibi, şehirde doğup büyümüş.
Mayamızdaki bir çok haslet, apartmanların arasında yıllarca hürriyeti
beklemiş. Herkesten uzak, ıssız köşelerde sıkıntı terlememizin sebebi
buymuş meğer. .
Birbirimize el uzattığız gün sıkıntılarımız ikiye bölündü, sevincimiz
iki kat arttı.
Derken
adam oluverdik. Rüyalarımızda kılıç tutan ellerimiz, şimdi kalem tutuyor...
Kulağına ne zaman "rock müziği" saldırsa yumruklarını sıkar,
hırsından yüzü gerilirdi. Bir kurtuluş gününde, bir müzede mehteri duysa,
bir köşeye çekilip hüngür hüngür ağlardı... "Ben mehteri davet bilirim
de, gidemem diye içlenirim" derdi gözyaşlarını silerken...
Dağda,
bayırda, parkta, caddede düne bakıp düşündük, yarın için hırslandık...
Beş vakit camide kenetlenen adımlarımız, o efsunlu mâbedlerden uçarcasına
çıkardı. Caminin alternatifi yok. Oradaki dualarımızda ellerimiz, hasretimizin
yükünü kaldıramazdı...
Derdimiz
suskunluktu... Patlayamamanın ıstırabını yaşıyorduk.
Hâlâ da yaşıyoruz... Bilirim.
Zamanı geldiği gün haykırdığımızda, sesimiz Anadolu'nun her noktasından
yankılanıp dünyayı saracak...
O
zaman omuz omuza vermiş binlerce arkadaş, yüzbinlerce yiğit ayağa kalkacak...
Ayağa kalkacağız Türk gibi...
|